Annemiz için
Ölümü yakından görmenin en acı halidir: anılar berrak ve tazeyken konuşamamak, görememek, duyamamak.
Sesi hala kulaklarımızda yankılanırken yokluğu gerçekdışı. Umutları, hayalleri hala aklımızdayken gidişi inanılası değil... Ölüm, nasıl ve nereden gelirse gelsin en beklenmedik an'larda gelir. Anlaşılması zor, taşınması imkansız bir yüktür ölüm, paylaşılmaz...
Anlamak için yaşamak mı gerek?.. Yoksa ölüm gerçeğini peşinen kabullenmek mi gerek? İsyan mı etmeli, yaşanmayan yıllara ağıtlar mı yakmak gerek?.. Yaşamak mı gerek, fütursuzca, heveslerin peşinde sürüklenerek?..
Kim bilir, bütün bu soruların cevabını kim bilir?







