Özel Arama
headerphoto


MusicPlaylistRingtones
Create a MySpace Playlist at MixPod.com

Ruh ve Aşk

Kupidon ve Psichea nın Sonsuz Aşk'ı

 

Psyche Milet Hükümdarının üç kızından en küçüğü ve en güzeliymiş.  Krallıkta herkes Psyche'nin güzelliğine o kadar hayranmış ki Tanrıçaları Venüs'e (Afrodit)tapınmayı bile unutmuşlar.  Bu yüzden Venüs büyük bir kıskançlık ile bunun intikamını Psyche'den almak için  oğlu Kupidon'u(Eros) yanına çağırmış. Ondan, aşk okları yardımı ile, en çirkin ve insanlar tarafından en aşağılanan birisine  Psyche'nin aşık etmesini istemiş. Kupidon yay ve okunu  alıp kızın yanına doğru uçmuş.  Psyche'yi gördüğü an  onun güzelliğinden etkilenen Kupidon ölümlü kıza aşık olmuş ve annesi Venüs'ün emrini yerine getirmemiş.

Zaman geçmiş, Psyche'nin iki kızkardeşi varlıklı kişilerle evlenmişler o ise hala adayları arasında seçim yapamamış.  Kızının durumundan endişelen kral,  Apolon'un kahinine danışmış.  Kahin krala Psyche'ye siyah elbiseler giydirip yüksek bir tepeye götürmesini ve onu oraya gelecek olan çirkin canavar yılana eş olarak sunmasını söylemiş.
Kral, büyük üzüntüsüne rağmen kahinin söylediklerini yapmaya karar vermiş.  Psyche'yi tepeye götürüp yalnız bırakmış.  O anda hafif bir esinti esmiş ve güzel prensesi alıp mis kokan çiçeklerle kaplı yeşil bir vadiye götürmüş. Rüzgarın  çimenlerin üstüne bıraktığı  Psyche derin bir uykuya dalmış. Ertesi gün uyandığında
Psyche kendini değerli mücevherler ile süslenmiş, altından yapılmış bir sarayın bahçesinde bulmuş.  Merak ve endişe ile  sarayın kapılarına doğru yaklaştığında bir ses duymuş onu içeriye çağıran.  Kapıyı açıp içeriye girdiğinde zengin bir sofra, sıcak bir banyo ve yumuşak bir yatak onu bekliyormuş. Akşam olduğunda yatakta uyuyakalmış. Uykusu arasında,  gecenin karanlığında  yanında  birisinin varlığını hissetmiş ve kahinin söylediklerini hatırlamış. O an aşk dolu şevkatli bir ses Psyche'ye onun kim olduğunu görmeye çalışmamasını istemiş. 
Birkaç gün sonra güzel kız ailesini ziyaret izni alıp evine dönmüş.  Onun mutlu halini kıskanan kızkardeşleri sadece karanlıkta birlikte olduğu varlığın bir canavardan başka bir şey olamayacağını söyleyerek Psyche'nin yüreğine şüphe  tohumlarını serpmişler.
Genç kız sarsılmış bir halde saraya dönmüş ve o gece uyumakta olan eşini görmek için bir kandil yakmış. Aşığının güzelliğinden etkilenerek onu daha iyi görmek için yaklaşmış ve o anda kandilden sıcak bir yağ damlası damlamış Kupidon'un omuzuna.  Uyanan genç adam yataktan fırlamış ve ona güvenmediği için Psyche'ye sitem etmiş ve birden yokolmuş. Onunla birlikte altın saray da yokolmuş. 

 

Üzüntüden kahrolan genç kız Kupidon'u her yerde aramış. Bulamayınca Venüs'e yardım etmesi için yakarmış. Nihayet intikamını alabilecek diye mutlu olan Venüs, genç kızı yanına alıp kölesi yapmış. Ağır ve aşağılayıcı işler yaptırırmış kıza. Psyche'nin  Kupidon'a olan aşkı  ona dayanma gücü ve cesaret vermiş ve yapması istenen en zor görevi bile başarmış.  Karıncaların yardımı ile Venüs'ün birbirine karıştırdığı tohumları türüne göre ayırmış. Vahşi koyunların altın yününü getirmiş, bir kartalın yardımı ile Stiks'in kimsenin ulaşmasına izin vermediği kaynağından su almış. Venüs  ondan bir kutu içerisinde Gölgeler Kraliçesinin güzelliğinden getirmesini istediğinde  Psyche Cehennem bekçisi Gerber'i atlatıp cehennemin en derinine, Gölgeler Kraliçesi Prozerpina'ya kadar ulaşmış. Dönüş yolunda bir defa daha merakının kurbanı olmuş güzel kız. Kutudakini merak edip açtığında söz verilen güzellik yerine ölüm uykusuyla karşılaşmış ve derin bir uykuya dalmış.  Bu arada Kupidon annesinin sarayında aşk acıları çekmekteymiş. Bir gün, açık kalan bir pencereden kaçabilmış ve Psyche'yi bulmak için uçmuş. Onu ölüm uykusunda bulduğunda ince oklarıyla  uyandırmış.  Bu büyük aşk karşısında Venüs duygusuz  kalmamış.  Merkuri  Psyche'yi  gökyüzüne, tanrıların sarayına kaçırmış.  Ölümsüz olması için tanrıların içeceğinden(ambrosia) sunulmuş Psyche'ye ve o sonsuza kadar Aşk ile(Kupidon) birlikte olmuş.

 

Antik çağ sanat tarihinde Psyche(Ruh) ve Kupidon(Eros-Aşk), Ruh ile Aşk'ın bütünlüğünü simgelemekte.

 

 

 

 

 

Binbir Gece Masalları

Binbir Gece Masalları Orta Çağ'da kaleme alınmış, Orta Doğu kökenli edebi eserdir.
VIII. yüzyılda Arap Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir kozmopolit şehir, İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa'dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu dönemde, şehrin kültürel yapısı da gelişmiş, Arap kültürü, özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmıştı.

Binbir Gece Masalları'ndaki hikâyeler işte bu dönemde, halk hikâyeleri olarak ortaya çıkmıştır. Sözle aktarılan bu hikâyeler sonunda tek bir eserde derlenmiştir. Hikâyelerin çekirdeğini eski bir Fars (İran) kitabı olan Hazâr Afsâna (Bin Efsane)oluşturmuştur. IX. yüzyıl dolaylarında hikâyeleri derleyen ve Arapça'ya çevirenin masalcı Ebu Abdullah Muhammed el-Gahşigar olduğu söylenir. Eserdeki hikâyelerin çerçevesini oluşturan Şehrazad öyküsünün esere XIV. yüzyıl dolaylarında katıldığı düşünülmektedir. Eser Fransızcaya 1704'te çevrilmiş, ilk modern Arapça derlemesi ise 1835'te Kahire'de yapılmıştır. Fransızca'ya 1704'te çevrilmişse de, eserin ve ihtiva ettiği hikâyelerin bir kısmının daha önceden Batı'ya geldiği düşünülmektedir

Konu:

Hikâyeye göre, Fars kralı Şehriyar Hindistan ile Çin arasındaki bir adada hüküm sürer (eserin daha sonraki biçimlerinde, Şehriyar'ın Hint ve Çin'de egemenlik sürdüğü yazar). Şehriyar, karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi geçirdikten sonra tan vakti kadınları idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder, daha sonra vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar'ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad'ın da yardımıyla her gece Şehriyar'a çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatır. Tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad'ın idamını erteler. Kitabın sonuna kadar, Şehrazad'ın Şehriyar'a anlattığı hikayeler yer alır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuk doğurmuştur ve evlenmelerinin üzerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad'ın sadakatine inanmıştır. Böylece önceki emrini de kaldırır.

 

                              

                    

 

 

<- :: Sonraki Sayfa ->