3.5.2009
KHALIL GIBRAN- KIRIK KANATLAR
Yirmi yaşımdayken annem bana şöyle demişti:
- Manastıra girseydim, hem kendim, hem başkaları için en iyisini yapmış olacaktım.
- Eğer manastıra girmiş olsaydın ben dünyaya gelmezdim, dedim.
- Dünyaya gelmen daha önce kararlaştırılmıştı oğlum, dedi.
- Evet ama, dünyaya gelmeden çok önce seni annem olarak seçmiştim ben, diye karşılık verdim.
- Dünyaya gelmeseydin cenette bir melek olarak kalacaktın, dedi.
- Ama ben hâlâ bir meleğim, diye cevaplardım.
Gülümsedi ve dediki ' Kanatların nerede peki? '
Elini tutup omzuma koydum ve ' Burada ', dedim.
' Kırılmışlar ', dedi.
Bu konuşmadan dokuz ay sonra, annem dönülmez ufukta yitip gitti. Ama 'kırılmışlar' sözü içimde yankılanmaya devam etti...

Bana mutluluktan söz etme; anısı beni mutsuz ediyor.
Bana huzurdan söz etme; gölgesi beni korkutuyor;
ama ben sana, Cennet' in kalbimin külleri içinde yaktığı
mübarek feneri göstereceğim; seni bir annenin yegane
bir çocuğunu sevdiği gibi sevdiğimi biliyorsun. Aşk seni
kendimden dahi korumayı öğretti bana. Beni, seninle
birlikte uzak diyarlara gitmekten alıkoyan şey, ateşle
temizlenmiş o aşktır. Aşk, senin özgürce ve erdemli bir
şekilde yaşamana imkan vermek için içimdeki arzuyu
öldürüyor. Sınırlı aşk, sevdiğini sahiplenmek, sınırsız aşk
ise sadece kendini ister. Gençliğin saflığı ve uyanışı arasına
düşen aşk kendini sahiplenme ile tatmin eder ve
sarılmalarla büyür. Ama gökkubbenin kucağında doğan
ve gecenin sırlarıyla inen aşk, edebiyat ve ölümsüzlükten
başka hiçbir şeyle huzurlu olamaz; İlahi varlık dışında
hiçbir şeyin önünde hürmetle eğilemez.



0 yorum yazılmıştır