Tutumluluk mu, akıllı davranmak mı?


İsrafta bulunmayan bir kişiyi düşünemiyorum. İsteyerek veya istemeyerek, bilinçli veya bilinçsiz yapılan israfları düşününce kayıpların büyüklüğü karşısında isyan
etmemek elde değil.  Yayın organlarında sık sık ekmek israfı hakkında haberler geçmekte, bu bağlamda hemen birkaç yemek tarifi verilir- bu güzel.  Peki bu şekilde artakalan ekmeğini değerlendiren kaç kişi var?  Öncelikle neden tüketeceğimiz kadar ekmek satın almıyoruz?  "Evde bulunsun" psikolojisi kaç kişiyi yönlendirmekte?
Konu ekmekten açılınca birkaç değerlendirme seçeneğinden bahsetmemek olmaz. Misal:
-mikrodalgada ısıtılabilir, kızartılabilir, tost yapılabilir, papara, çorba kıtırı, köfte içine kullanmak üzere kaplarda buzlukta saklanabilir,  yumurtalı ekmek, sıcak sandviç,
ekmek böreği... ne kadar çok çeşit varmış!..
Sebze ve meyve:
Halk pazarlarında, hiper marketlerde, semt pazarında meyve ve sebze çeşitlerinin kalitesi fiyatların belirleyicisi olur.  Tabi ki eğer herkes sebze ve meyve yetiştiricisi
olsaydı hangisini satın alması gerektiğine çok kolay karar verirdi.  Ve önemli bir husus-yetiştiği mevsimde alınan ve tüketilen sebze ve meyve  sağlıklıdır.  Günümüzde seralardaki üretim mevsimleri neredeyse unutturmuş oldu.  Bu kısmın akıllı tüketim ile alakası mı ne?  Kilo kilo sebze ve meyveyi alıp buzdolabına doldurmaktansa günlük ihtiyaçlar düşünülerek almak daha akıllıca. Hanımlar, bir düşünün. Sebzeler ve meyveler sadece semt pazarında değil, Halk pazarlarında da uygun fiyatta  satılmakta. Haftada bir gün yorgunluktan ayaklarınıza kara sular inene, eliniz kolunuz torbalar yüzünden tutmaz olana kadar dolaşmaktansa, her gün çıkacağınız küçük alışverişiniz sizin için "sağlık için yürüyüş"e dönüşebilir.  Emin olun,  tasarruf ettiğinizin  de kısa süre içinde farkına varırsınız. 
Diğer bir seçenek, ki bu ekonomide yerine
göre tartışılır, kışlık hazırlamaktır.  Eğer güneşli bahçeli bir eviniz var ise ve içinde sebze ile meyve yetiştirebiliyorsanız kışlık hazırlamanın maliyeti biraz düşer.  Eğer bu şartlara sahip değilseniz,  bence  bu sadece bir deneyim olarak kalır. Kendi emeğinizle, kendi hijyenik şartlarınızda hazırlayacağınız kışlıklar(salça, komposto,  konserve türleri) tabi ki görmezden gelinmez, sadece bir düşünün: maliyet nasıl olacaktır? Yüksek.  Marketlerde satılanlardan daha yüksek.  Bu sebeple, benim düşüncem, ayağımızı yorgana göre uzatmak-hesap kitap yapmak. 

Başka bir gerçek ise biraz da yaratıcılık gerektiğidir. Misal: Kalan pirinç pilavını ısıtıp tekrar sofraya koyarız veya bir sonraki sefer daha küçük bardağı ölçü olarak
kullanabiliriz.  Artan makarnaya havuç, salatalık rendeleyip, biraz yoğurt sosu ilavesiyle makarna salatası yapabiliriz. Veya miktarına göre biraz süt ve birkaç yumurta ile fırın makarna yapabiliriz. Bu sebeple bir tavsiye: eğer makarna pişirdiyseniz sosları içine katmayın, ayrı kapta servis edin.  Kekiniz arttıysa tiramisu yapmayı deneyebilirsiniz, veya küçük parçalara bölerek, çikolata glazürü le kaplayarak minik pastalar. Sırf tarif denemek için malzeme kullanmak  tasarruflu olmuyor ne yazık. Aslında biraz mantık yürüterek yemek tariflerini okur okumaz çözebilirsiniz, bunu az çok mutfağa giren herkes yapabilir, bu şekilde 100% "tutacak" tarif olduğuna karar verebilir, denersiniz.
Pilava, makarnaya veya hamur işlerine katılan yağ miktarı nekadar çok ise daha lezzetli olur mu? Malesef bu şekilde düşünenler az  değil. Pilav birkaç kaşık sıvı yağ ile
de lezzetlidir, makarnaya (paket) ateşten alınıp az su ilavesi ile süzüldükten sonra eklenen bir çorba kaşığı kase margarin yeterli. Mümkün olduğunca az yağ kullanmak hiç kullanmamaktan ve fazla kullanmaktan çok daha iyidir.  Çorbalara ve yemeklere soğan kavurmak yerine kaynamakta olan suya eklemek ne kaybettirir?  Denemekte fayda var.  Daha ucuza ve daha sağlıklı beslenmek için bilgi edinmek gerekli. Acaba kaç kişi satın aldığı ürünün içeriğini öğrenmek için etiketin diğer yanına bakar?  Çocuklar; anne babalar çocukları için her şey yapmaya hazırlar. Peki anne ve babalar çocukların "sevdikleri" ürünleri alırken acaba sağlıklı mı diye merak ederler mi? Nedense sebzeler sevilmez, onları sevdirmek için çaba harcarlar mı? Misal: ıspanak çorbası, böreği, yemeği, yumurtalısı-mutlaka onlardan birisi hoşuna gidecektir, v.b...  Ketçap yerine domates sosu hazırlanabilir. Sosis, salam veya sucuk yerine tavuk veya balık eti.  Evde yapılan kekler için ise küçük kek kalıpları satılır-tarifin yarısı yapılabilir, veya tamamı. Sade kek hamurundan kek kalıpları sayesinde birkaç çeşit yapılabilir: kuru üzümlü, kakaolu, damla çikolatalı, fındıklı... 

Banyo, lavabo ve çamaşır. Çeşitli temizlik ürünleri piyasada satılmakta, hepsi birbirinden etkili ve hepsi... kimyasallar yüklü.  Lavaboya dökülen kimyasallar doğrudan 
yeraltına iner. Ne yazık günümüzde kolayca ve çarçabuk temizleyen ürünler revaçta.  Yapılabilecek tek şey mümkün olduğunca dikkatli kullanmak.  Ya klozete  dökülen su? Rezervuarın tümü bir anda boşalmakta. Piyasada satılan tam kapasitesi yarıma ayarlanabilen rezervuarlar mevcut, onları kullanmak tutumluluktur.   Çamaşır günleri mazide kalmış durumda. Yine de hatırlatmakta yarar var; otomatik makinelerdeki programlar hakkında bilgi edinmek yararlıdır.  Hangi programda kaç  kilo ve nekadar bir sürede yıkanır çamaşırlar?   Temizlik için de program yapmak yararlıdır.  Emin olun psikolojik hazırlık da çok önemli.  Ütü yapmak büyük bir  çoğunluluk tarafından angarya olarak bilinir. Peki biliyor musunuz ki; çamaşırları asarken düzgün tutup silkelerseniz kırışıklıklar azalır. Eğer hemen ütülemeyecekseniz düzgün olarak elinizin yardımıyla ütülercesine katlarsanız yine kırışıklıklar azalacaktır. Çarşaf ve örtüler katlanarak ütülenirse hem enerjiden hem de emekten tasarruf  edersiniz.  Giysilerinizi nasıl kullanırsınız? Nasıl bir soru mu? Şöyle: dışarıya çıktığınızda giydiklerinizi ev işi yaparken, veya kısaca evdeyken de üzerinizden  çıkarmıyorsanız bunun anlamı onların kullanma ömrü kısalır.  Tabi ki yeni giyecekler almaktan herkes hoşlanır ancak herkes böyle bir imkana sahip değil. Olsa bile illa  ki sık sık satın almak zorunda değil.  Ev haliniz için ayrı, sokakta ayrı, spor yaparken, bahçede uğraşırken v.s ayrı kıyafetleriniz olursa-ki bunlar özel, marka veya  herneyse olmak zorunda değil- hem onların ömrünü uzatırsınız hem de tutumlu davranmış olursunuz. Çok beğendiğiniz bluzunuzla mutfağa girdiğinizde onunla sinemaya veya gezmeye gitme şansınızı azaltmış olursunuz. Nasılsa ucuz aldım derseniz, bence bir şeyin farkında değilsiniz. Ucuz diye alınan birkaç parça giyim kısa süre  kullanabildiğinizi anlayacaksınız. İşte, yine akıllı düşünme noktasına gelindi. Gardrobunuza bakıp ihtiyacınızı belirleyin önce. Sonra kesenize uygun ve kalitesi yeterli  giyecekleri bulmak için yola çıkın.  Sizin  modanız, bana göre, sizin yaratacağınız, rahatsız verici olmayan, cebinizle barışık, size yakışan bir giyim stili.  Bir başkasında  görüp "bayıldığınız" elbise sizin üstünüzde emanet gibi durabileceğini bilmek lazım.  Günümüzde maharet bir şeyi yapabilmede değil, nasıl yapabildiğindedir...  Yani çok masraf ederek misafir sofrası hazırlanabilir ve diğer yandan akıllıca masraf edilerek de aynı misafir ağırlanabilir.  Karışık gibi görünse de, anlayan anladı...
eylül
gramofon.blogcu.com

Not: Lütfen, kaynak belirtmeden alıntı yapmayın, teşekkürler...

Yorum Yaz